Kocanızın aşık olduğu kadını haklı bulmak ne kadar zor
Evet, kabul etmek ne kadar zor... Bir kadın olarak, o ikinci kadının üstünlüğünü görmek ne kadar zor...
Pek çok evli kadının durumunu anlatmıyor mu bu mektuptaki satırlar? Yıllarınızı verdiğiniz kocanız, ona, ailenize, evinize, çocuklara, kendinizi adadığınız bunca yıldan sonra, bir başka kadını -hem de daha bakımlı, daha eğitimli, daha akıllı da diyebiliriz hatta- severse ne düşünürsünüz? Söze kolay 20 yıl bu... Siz kendinizi aileniz için ihmal ederken, günlük didişmenin içinde yok olup giderken, kocanız; kendini ailesine feda etmemiş, kendini bırakmamış, aşka, sevgiye, işine de önem vermiş birini sevmişse ne yapabilirsiniz? Geri dönüşü pek de kolay olmayan bir durum bu... Bu genç hanım, evet kendini şu anda yaşlı hissetmekte haklı olabilir ama, o hálá genç bir kadın, çünkü 42 yaşında. Ama yeniden bir hayat kurmaya cesareti yok. Tüm hayatı kocası ve yuvası arasında tükenmiş gibi. İşte o eş, artık onu istemiyor. Yapabileceği pek bir şey yok. Bence eşinin istediği gibi boşanmalı, dost kalmalı eşiyle. Zaten arada çocuklar var ve sabırla beklemeli. Bu arada bilgisayar öğrenmeli, dünyaya açılmalı, zayıflamalı, kendine bakmayı öğrenmeli hatta eşi "Hiçbir eksiğin olmayacak" dediğine göre, güzellik enstitülerine gitmeli. Eşinin karşısına her geçen gün, yeni bir kişilikle çıkmalı. O zaman mücadele gücü olabilir, değil mi? Hem bakalım, bu pek bilmiş ve akıllı ikinci hanım, birinci hanım pozisyonuna geçince, aynı kalacak mı? Tabii daha da önemlisi, kendisi de eşinden boşanacak mı? Belki bu ikili hayat onun pek de işine geliyordur. Dediğim gibi bir umut, belki, ama her şeyi biraz zamana bırakmalı ve beklemeli... Ya o kendini bulduğunu hissedecek; yeni bir yaşama kucak açacak ya da çocuklarının babası hatasını anlayacak. Kimbilir belki bir gün...
20 yıllık eşimi kaybetmemek için nasıl savaşacağım
Çok sevgili Güzin Abla; derdim beni öldürecek... 19 yıllık evliyim, 2 kızım var. Eşimle üniversite çağlarında tanışarak evlendik. Ben çok aşıktım, okuyamadım, ikinci sınıfta da bıraktım okulu. Klasik aşk... Her şey güzel, her şey mutlu sürüyordu ama... Taa o zamanlar nedense bir astrologa gittim. Bana "15 sene mutluluk var, ayağını denk almazsan 15 sene sonra hayatın çok zorlaşacak" dedi. "Sağlık mı" dedim "Hayır ama söyleyemem" dedi. Haklıymış. Tam 15 sene sonra mutluluğum bitti. Eşim çok genç gösteren çok aktif ve karizmatik yakışıklı biridir. Evet hepsi doğru. Ne kadar şanslıyım değil mi? Kızlarımıza düşkün, evini ihmal etmez, akşam evine gelir, yemeğe birlikte otururuz. Ne güzel değil mi?
Hayır hiç güzel değil işte... Yaklaşık 3 yıldır bütün bunlar bitti. Manevi tarafı, yani ruhu benimle değil. Sadece bedeni evde. Anladım hemen; "Bir başkası var" dedim. 6 ay yüzüne vurmadım. Aklı başka yerdeydi. Kafası hep dalgın. Tatillerimizde sıkılıyor, dönmek istiyor. Evde hep internette... Bir yerden döndüğünde, hemen ona koşuyor. Ertesi gün iş yerini arasanız yok. Onunla hasret gideriyor. Ardından, telefonunda mesajlar buldum. Bana "Önemli biri değil, bana askıntı olan bir O...u" dedi. Yurtdışına iş için gidecekti, ajandasında iki kişilik bilet almış olduğu görülüyordu. Merak ettim, emin olamasam da kuşkularım iyice arttı. Telefonunda ismi kayıtlıydı; aradım. Kalın sesli bir kadın çıktı karşıma, araştırdım. O da evliymiş. Onun da bir oğlu varmış. Eğitimli, varlıklı ve bakımlı bir hanımmış. Aslında ona hanım demek benim kibarlığımdan. Yoksa evli olup da kendi de evli erkekle aşk yaşayan kadına ne denir, hepimiz biliriz. Dayanamadım, onu takip ettim. Kimdi bu kadın... Ne yapabilirdim? Bilmiyordum ama aklıma koydum, savaşacaktım. Savaştım da... Gittim, onu iş yerinin otoparkında lüks arabasına binerken buldum. Önüne çıktım. Eğitimli dedim ya, nazik davrandı. Yalanlarla sıyrılmaya çalıştı. "Hanımefendi; bir yanlış anlama var. Eşinizle arkadaşız. Birlikte sadece sohbet ederiz. Benim kadın arkadaşım kadar erkek arkadaşım da vardır. Bizi bir okul arkadaşımız tanıştırdı. Eşinizle spor araba tutkumuz yüzünden arada bir yazıştık, konuştuk. Yanlış anlamışsınız" dedi. Tabii inanmadım. Ama o kadına ne diyebilirdim? "Evli bir kadın, evli bir erkekle neden telefonlaşır, neden buluşur; bu spor araba merakı bunu açıklayamaz," dedim. O zaman bana hayatının cevabını verdi. Elim ayağım sinirden buz kesti. Titriyordum. Oysa o çok sakindi. Tek, tek tane, tane konuşmaya başladı. Sanki karşımda bir psikolog vardı: "Sanırım sorunu yanlış yerde arıyorsunuz hanımefendi. Evliliğinizdeki sorunların sebebi ben olamam. Siz düşünce tarzınızı değiştirin. Yanlış iz üzerindesiniz" dedi bana. Evet kelime kelimesiyle böyle ama galiba bu cevabı önceden çalışmıştı. Çok kızdım, çok öfkelendim. Sanırım "Allah belanı versin" gibi bir laf ettim. O ise anlayışlı bir havayla gülümsedi, arabasına bindi gitti. Tıpkı filmlerdeki gibi... Bense, orada hırsımdan ölecektim.
Sonra eve geldim. Düşündüm... Düşündüm... Düşündüm... Kabul etmek çok zor, gerçekten kadın olarak eşinizin aşık olduğunu düşündüğünüz kadını haklı bulmak ne kadar zor; kimse bunu bilemez, ama haklıydı. Eşim benden ve evliliğimizden bıkmıştı. Ben ona yetişememiştim. O benden hızlı gelişmişti. Kendine çok iyi bakmıştı, ben çocuklara dalıp kendimi ihmal ederken, her ay düzenli olarak kilo alırken o kendini geliştirmişti; ben evle didinirken, kızları koleje sokma telaşındayken o hobiler edinmişti. Ben çay davetlerine katılıp pasta çörek yaparken, sürekli yiyip içerken, magazin dergileri okurken, paparazzi programlarını izlerken, o spor yapıyor, çevresiyle ilgileniyor, politikayı izliyor, dünyayla bütünleşiyordu. Ama ben kendimi ona ve çocuklara adamış kendimi her açıdan ihmal etmiştim.
Ayrılmak isteyince çok sevindi
İşte o da şimdi, belli ki kendini hiç ihmal etmemiş, eğitimini sürdürmüş, iş hayatını bırakmamış, spor yaptığı belli olan ve çocuklarını bakıcılara teslim etmiş bir kadına aşık olmuştu. Ben bu sonu hak etmiştim. Bunu kabullenip, eşimi aradım. Ayrılmak istediğimi söyledim. Ne dedi biliyor musunuz? "Bunu senin istemene çok sevindim. Ben bunu sana teklif edemezdim. Ama dünyalarımız ayrıldı. Sana her açıdan güvence veririm. Korkma her zaman yanında olacağım... Ama iyi ki teklif senden geldi" dedi. Nasıl sevinmişti, anlatamam.
Şimdi pişmanım. Her şey boş mu hayatta? Emeklerim boşa mı gitti? Bunca yıl eşime destek olmak, ona iyi bir yuva sunmak, çocuklarımı yetiştirmek için çabalarım boş muydu? Şimdi bir kenara mı atılacağım? Sanki neden ayrılalım dedim. Bundan sonra ne yapacağım? Yeni baştan bir hayat kuramam; 42 yaşındayım. Artık hiçbir şey için gücüm yok. Annem rahatsız, ablam vefat etti. Kardeşim Almanya’da. Başka da kimsem yok. İki komşu kadına mı güveneceğim? İki eski arkadaşa mı? Size soruyorum; ben nerede yanlış yaptım? Bundan sonra ne yapmalıyım? Kendimi nasıl kurtarayım? RUMUZ: MÜCADELE EDEYİM Mİ
05.07.2008 20:24
Reklam
Info: Bu Mesaj otomatikmen yazilmistir ve Reklam icermektedir.
Bizi desteklemek icin Reklamlarin üzerine tiklayiniz.
Reklamlarinizin burada yayinlanmasını istiyorsanız buraya başvurun info@kardeslerboard.org
'Mücadele edeyim mi' diyen okurun sorusuna cevaplar
5 Temmuz Cumartesi günü "Kocanızın aşık olduğu kadını haklı bulmak ne kadar zor" başlıklı "Mücadele edeyim mi" rumuzlu okurun yazısı büyük ilgi gördü.
Meğer ne kadar çok varmış aynı dertten yakınan... Meğer ne çok acı çeken eş varmış, ikinci bir kadın nedeniyle... Yüzlerce mail geldi, yerim yok ki hepsini yayınlayayım. İşte birkaçı... Aynı durumdaki kadınlara da cevap olur diye. Belki bir dayanışma olur aranızda.
Allah yolunu şaşıran erkekleri ıslah etsin
"Mücadele edeyim mi" rumuzlu yazıyı okudum kendi hayatım geçti sinema şeridi gibi gözümün önünden. İnsanoğlu bu, hepsi birbirine benziyor. Bu yazının sahibi hanıma tavsiyem mücadele etse ne olacak; eski hamam eski tas olabilirler mi? Asla boşanmasın; boşanınca şimdi yanında olanlar da terk eder onu çünkü dul kadın olacak. Hem bakalım eşi verdiği sözleri tutacak mı. Kızlar şimdi davrandıkları gibi davranacak mı annelerine? Boşandı diye suçlanacak; unutmasın. Zamana bıraksın, nafaka bağlatsın, ayrı yaşasın ama boşanmasın. Zaman her şeyin ilacı... Sizin tavsiyelerinize de uyarsa mükemmel, yeniden doğmuş bir kadın olur, herkesi şaşırtır. RUMUZ: BOŞANMASIN
Onsuz yaşamaya alışmalısın
Kızım... Ölenle ölünmez, gidenin arkasından gidilmez. Sen vazifeni yapmışsın. Hata senin değil hata onun. Onsuz yaşamaya alış. Sonunda o pişman olacaktır. Ama sabır, tahammül göster. Sevinecek oyalanacak çok şeyin var. Kilo değil ruh önemli ama aldatmak için bahane çok. Kendine ve yavrularına iyi bak... RUMUZ: GERÇEK VE TESELLİ
Bizi kalbimizden vuruyorlar
O kendini bilmeyen ya da şeytana uymuş kişiden elinizden geldiği kadar uzaklaşın, iyi bir tazminat alabilirseniz lütfen acımayın, artık kendiniz için yaşayın. Kızlarınızı alın ve ortadan kaybolun. Erkekler karşımıza geçip "Bir başkası var" diyebiliyorlar, bizi kalbimizden vuruyorlar, hiç acımadan... RUMUZ: SEN DE ACIMA
Erkek için dışarıdaki kadın hep daha cazip, farklıdır
Bu yazı içimi burktu... Bir kadın olarak tepki göstermemek elde değil. Sen 19 yıl emek ver, Allah'ın herkese kısmet etmediği iki de evladın olsun, sadık, düzgün kendisini ailesine adamış bir hanıma sahip ol, sonra da kalk sırf güzel, alımlı, bakımlı diye başka bir kadına gönlünü kaptır. Yazık hem de çok yazık. Bu tür erkekler hiç mi empati yapmazlar, hiç mi kendilerini karşısındakinin yerine koymazlar. Ya karşısındaki diğer kadın... Ben bu tür kadınları da hiç anlamıyorum. Hiç mi ahlak anlayışınız yok... Aldatılan taraf ise lütfen kendisini suçlamasın. Bu seçim erkeğin seçimi. Ne kadar güzel olursanız olun. Ne kadar başarılı, ne kadar alımlı, ne kadar çevresinde saygı duyulan biri olursanız olun. Erkek için dışarıdaki kadın hep daha cazip ve farklı gelecektir.
Güzellik geçici ve göreceli bir kavramdır. Bir kadın çalışıyorsa, maddi durumu da çok iyi değilse ev işi, çocuk, yemek çamaşır, bulaşık, çocuğunun eğitimi, alışveriş vs tüm bunlarla bütün gücüyle çalışırken ve de aileyi sürekli bir arada tutmaya çaba sarf ederken, kendini çoğu zaman unutuyor. Bakımına bazen zaman bile bulamıyor. Bundan başka erkeği ne kadar memnun etmeye çalışırsanız çalışın ne kadar fedakarlık yaparsanız yapın, kendini üstün ve önemli hissettirdiğinizde kadınını ezmeye çalışıyor. Çünkü "Ben neymişim be" havalarına giriyor... O hanım mücadele etmesin. Bundan sonra yalnızca kendisini düşünsün.
O adama verilecek en güzel ceza bir daha görüşmemek, bıçak gibi bu ilişkiyi kesip atmaktır. Aldatılmamak için ne yapmak gerektiği konusunda maalesef bir formül yok... RUMUZ: KADINLAR UNUTMAZ
Yeri geldiğinde çekip gitmeyi bileceksin
Ben de o kadının yaşadıklarının bir benzerini 42 değil ama 25 yaşımda yaşadım. O da ayrılsın kendi düzenini yeniden kursun. Kendimize olan güvensizliğimiz, nereden başlayacağımızı bilemememizden kaynaklanıyor. Evet boşanmak, her şeyi bitirmek belki son çare ama yeri geldiğinde de gitmek gerekiyor. Ben de benim için sağlıklı olanın bu olduğunu düşündüm. Gerçekten de öyleymiş. Şimdi ben de birkaç kilo verdim, yeni bir iş buldum. Herkes daha güzelleştiğimi söylüyor. Kızıma annem bakıyor, her şey birden değil ama zamanla yerine oturuyor. RUMUZ: SON ÇARE
Ben de o hanım gibi gittim, o kadını buldum
Cumartesi yazınızda bir hanımın acı serzenişi vardı. Aslında yazıyı kendim yazmış gibi okudum ve hayretlere düştüm. Orada adı geçen kadınla benim hikayemdeki kadına o kadar birbirine benziyor ki. Şu anda heyecandan titriyorum. Eşimle de aynı olayı yaşadık ve bu kısa bir süre önce oldu. Çünkü mağdur hanım gibi ben de aynı şeyi yaptım ve gittim o kadını buldum. Kadının cevapları aynıydı, deli olmak işten değil.
Sizden ricam size bu yazıyı gönderen hanıma şunları sormanız:
- Bu ilişki ne zaman (tarih) olmuş.
- Spor araba merakı doğru mu?
- Bu hanımın işyeri Maslak Park Plaza'da mı?
- Arabası füme rengi peuget 407 mi?
Ben ucundan döndüm ama ömrümden de bir parça gitti. Her an tekrar olacak korkusuyla yaşamak gerçekten zor. O hanımı gördüm. Yaşayış tarzı, bakımı, konuşması bize benzemiyor. Ne olur Güzin Abla, bu sorularımın cevabını bana yollarsanız gerçekten büyük iyilik yapmış olacaksınız.